K@RŞITTEZ "çaresizseniz? çare sizsiniz..."

26/5/2009 - .::GİZLİ::.

“İngiltere Büyükelçisi'nin Mustafa Kemal Atatürk hakkındaki mektubu.” 

 Türkiye Cumhuriyeti' nin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk' ün ölümünden 15 gün sonra dönemin Ingiltere Büyükelçisi Percy Loraine'in, Londra'ya özel bir kuryeyle gönderdiği ve üzerine "40 Yıl Boyunca Açıklanmayacak" damgası vurulan mektubun tam metnidir. 

 G İ Z L İ 

 Telgraf No: 608

 Ingiltere Büyükelçiligi, Ankara, 25 Kasim 1938 

 Aziz Lordum, 

 Size Mösyö Kemal Atatürk'ün ölümünü bildiren 194 sayılı telgrafı  çok derin üzüntüler içinde sunmuştum. 

 Bu belgeye ek olarak, Büyükelçiliğimiz Müsteşarı tarafından hazırlanan ve Kemal Atatürk'ün geçmisteki kariyerini içeren belgeyi sizlere sunma onuru yanında, bu yazımda, Atatürk'ün yaptığı işleri  övmekten çok, onun kişiliği ve bu ülke insanına ne ifade ettiği konusuna değinmeye çalışacağım. Hiç şüphesiz toplum bilimciler ve tarihçiler onun çalısma hayatı ve yaptıklarıyla ilgilenip ayrıntılı  bir çalışma yapacaklardır. Ancak bunların birçoğu, Atatürk'ün gerçek  kimliğini öğrenmeden hazırlanacaktır ki; onu tanımadan yapılacak  değerlendirmeler kuşkusuz yanlış olacak ve yanlış yönlendirmelere neden olacaktır.   

 Bu bilginin toplanmasında, ben belki de ayrıcalıklı bir konuma sahiptim. Her ne kadar, rahmetli Cumhurbaskanı ile çok nadir  karşılaşmış olsam da, bu görüşmeler diğer diplomatik  temsilciliklerinkine nazaran daha sık ve daha uzun olmuştur. Bütün bunlar bir yana, görevimin ilk günlerinden itibaren Atatürk beni bir dost gibi görmüş, benimle görüşmekten memnun olmuş, görüşme fırsatı doğduğunda bundan hoşnut kalmiş, karsılıklı konuşmalarımız esnasında  ilgi ve dikkati asla azalmamıştır. Galiba, onun yeteneklerini ortaya  çıkartan becerikli yaklaşımlarım vardı, bu yüzden olsa gerek  görüştüğümüz konu hakkındaki fikirlerine ya da o konu ile ilgili sunduğu sonuca karşı çıktığımda benim bu tavrıma direnmezdi . 

 Dolayısıyla, kendi özel kimliğini bana, diğer yabancılara  gösterdiğinden daha fazla gösterdiğine inanıyorum.

 Doğrudan edinilen tecrübelerimi sağlayan kişisel görüşmelerimiz dışında, onu çok yakın dostlarından ve hatta aramızdaki dostluğu gördükten sonra benimle onun hakkında konuşmaya hiç çekinmeyen Kabine'deki bazı Bakanlardan da birçok kez dinleme fırsatım oldu.   

 Atatürk'ün müstesna ve takdire şayan bir şahsiyet olduğunu söylemek pek bir şey ifade etmeyebilir. Ancak gerçekten müstesna ve takdire şayan bir kişiydi, neden bu niteliklere sahip bir şahsiyet olduğunu açıklamaya çalısmalıyım.  

 Sanırım bunu temelde "çift karakterlilik" olarak açıklayabiliriz. Bu ülkede nefret uyandıran ve yasaklanan H.C.Armstrong'un Grey Wolf (Bozkurt) adlı kitabını okuyan çoğu insan, çok yetenekli; inatçi bir enerjiye sahip, ancak insafsız, itici tavırları olan, serkeş mizaçlı, gem vurulmamış zevkleri, ahlak dışı ihtirasları olan; dahası, dostluğu tanımayan bir adamın portresiyle karşılaşmaktadır.  Bu tesbiti doğrular görünecek kanıtları toplamak hiç de zor  olmayacaktır; ancak şahsen ben, bir insanin bu şekilde tanıtılmasını tamamıyla yanıltıcı buluyorum. Gözle görülen bir dizi kural dışılığı sadece ayrı karakterlilikle anlatabileceğime inanıyorum. Sadece şu veya bu savaşı kazanarak, şu veya bu kanunu çıkararak, harf devrimi yaparak ya da fes giyilmesini yasaklamak veya ülkeyi laik kılarak  değil, yüzyıllarca acı çekmiş, ruh karartıcı yönetimler yaşamış bir ırkın dehasına güvenerek, sadece artık kölelik çekilmemesi  gerektiğine inandığı için çok sayıda kuvveti harekete geçirip, bir  insanın büyüklüğünün ve sıra dışı görüşünün kanıtı sadece iyiliği  ile ölçülebilir on beş yıl gibi kısa bir sürede bu insan bir çok iyi  şey yapmıştır. Gerisi ayrıntıdan ibarettir; sadece dedikoducu  zihniyetin üzerinde duracağı ancak bir tarihçinin gerektiği kadarını  vereceği ayrıntılar. 

 Atatürk'ün dinamik enerjisi üzerinde durmama gerek yok, bu  enerjinin dayanılmaz gücü, Türk ırkının tarihinde şimdiden önemli  bir sayfa olarak yer almıştır. Ancak ben, pek bilinmeyen bir başka  özelliğine değinmek istiyorum: Bu da; Atatürk'ün doğuştan gelen,  belki de farkında olmadan tıpkı sütün kaymağını hemen ayıran aletler  gibi, faydasızı faydalıdan ayırma yeteneğiydi. 

 Atatürk'ün tüm karakterinde veya en azından mevcut şeklinde, bazı  çelişkilerle karşılaşılmaktadır. İddia edilen acımasızlığı, onu  tanıyanların çok iyi bildiği gibi, vatandaşlarına duyduğu sevgiyle  uyuşmamaktadır. Tensel günahlar ve geçici ilişkilere duydugu  varsayılan zevklere karşın, toplumda kadının rolü kavramı, halk  devrimlerinde en çarpıcı savunmayı ortaya koyduğu kadın hakları ve  önemi ile bağdaşmamaktadır. Zira bir iki sene içinde çokeşliliği  yasal olarak ortadan kaldırmış ve istedikleri takdirde harem  kadınlarına bile devletin liberal mevkilerinin açik olduğunu ortaya  koymuştur. (Kimi zaman toplum içinde de olsa) özel hayatını  tanımlayan ve göz ardı edilmiş resmiyeti, giyiminin kusursuzluğu,  olağanüstü tavırları ve resmi görevlerdeki asaleti ile garip bir  çeliski yaratmaktadır. Sadece bir kaç büyük adam daha rahat ve daha  güvenli hissetmenizi sağlayabilir; sanirim yok denecek kadar azı da  gerektiğinde sizi bu kadar rahatsız hissettirebilir. 

 Atatürk, Batı'da "yes-men" ve uzun süredir Türkiye'de "evetçi"  olarak bilinen tarzdan hoşlanmıyor, bu tür insanlari aşağılıyordu.  Ahmak ve dalkavuklara tahammülü yoktu. Aslında belki de en çok  sömürücüleri sevmez, açgözlüleri hor görürdü. Bir insanin onun için  çalışıyor olması fikrine hoş bakmazdı. Kendisi zaten ülkesi, ırkı ve  insanlari için yaşıyor, onlar için düşünüp, onlar için çalışıyordu.  Diğerleri bu şekilde davranmıyorsa, görevlerini yerine  getiremedikleri kanaatına varıyordu. 

 Korkarım gelecek nesillere Atatürk bir diktatör olarak  aktarılacak. Bunun yanlış olacağı kanısındayım. Hem savaşta, hem  barışta evet o büyük bir liderdi -ancak gerçek bir diktatör değildi.  Ne yazık ki ben, şimdiye kadar onu anlatabilecek diktatör kelimesine  ait bir tanımımız olduğuna inanmıyorum. Ancak Hitler ve  Mussolini'nin tersine, devlette idari veya yönetim fonksiyonu  bulunmuyordu; af yetkisi yoktu; mahkemelere emir yetkisi yoktu;  diplomatik misyon temsilcilerini reddetme hakkına sahip değildi.  Bütün bu hususlara teknik gözle bakıp bir kenara iter ve tüm devlet  meselelerinde onun isteklerinin hakim olduğu konusunda ısrar  edebilirsiniz. Doğru, ancak daha çok o konudan sorumlu kişilerin  onayının hakimiyeti şeklinde karşımıza çıkıyordu. Olayların gidişi,  Atatürk'ün görüş açısının doğruluğunu, verdiği hükümlerin zekice  olduğunu ve hata yapmadığını göstermiştir. Dolayısıyla sıkça  fikirlerine başvurulması ve memnuniyetle bu fikirlerin uygulanmasını  görmek pek de şaşırtıcı değil. Ancak onu Mussolini, Hitler veya  Primo de Rivera gibi diktatörlerden ayıran belki de en büyük  özellik, başından beri isteyerek ve çok emek sarf ederek, kendini  yaşatacak bir sistem kurmaya çalısmasıdır. Atatürk'ten sonraki  cumhurbaşkanı seçiminin sessizce hallolması ve ölümünden sonra  kurduğu rejimin sakınce sürmesi bir kriterse, evet başarılı olmuştur. 

 Atatürk'ün idrak gücünde esrarengiz bir yön vardı; küçük şeylere  önem vermeyiş veya sinsi olamayışında üstün bir yön bulunuyordu;  konsantrasyon gücü olağanüstüydü; sefkat ve ilgi bekleyen  bilinçaltının etkileyici yanı belki de şuurlu amacının buz gibi  dimdikliğinin bir başka parçasıydı. 

 Müslüman olarak doğmuş, din karşıtı bir kişi asla olmamıştı,  doğruluğu sevmiş, günahtan nefret etmişti; işini iyi bilen, istidat  sahibi bir askerdi, savaştan nefret ederdi. Bağımsızlığı elde ettiği  andan itibaren barışın peşinde koşmuş ve bariş ortamını sağlamayı  başarmıştı. Türkiye'nin kaderini elleri arasına aldığından beri,  Kemalist Cumhuriyetin dostluk elini uzatmadığı ve aralarında Osmanlı  Imparatorluğu'nun düşmanlarının da bulunduğu tek bir komşusu dahi  yoktur. Uzatılan dostluk eli çoğunlukla tutulmuş ve sarf edilen  çabalar sonunda ülkelerarası sürtüşme azaltılarak, doğunun bu  bölgesinde daha geniş kapsamlı barış, dikkat çekici bir biçimde  sağlanmıştır. 

 Kemal Atatürk yapılması gerektiğine inandığı şeyleri korkusuzca  yerine getirmekten asla vazgeçmemişti. Hastalığının şiddetlendiği  anlarda ölüme çok yakınlaşmış olsa bile, korku asla ne yüreğine ne  beynine yerleşmeyi başaramamıştı.  O, Türk Milleti'ne hizmet ederken öldü. Ölüm bile büyük zaferini  ondan çalmayı başaramamıştır.  İnsanlara hayatlarını, onur ve şereflerini ve insanca yaşama yolunu  vermiş,  belki de tüm bunlardan daha önemlisi bu haklarına sahip  çıkmalarını sağlayacak bağımsızlığı tattırmıştır.  Lordum, en derin saygılarımla, sizin en sadık ve en mütevazi  hizmetkarınız olduğumu bildirmekten seref duyarım. 

 Percy Loraine

 G İ Z L İ 

K@RŞITTEZ

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

KIRKLARELİ - PINARHİSAR' DA SATILIK DÜKKANLAR - İRTİBAT MOBİL TEL: 0532 352 57 46

"NE ABD, NE AB, YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ BAŞI DİK TÜRKİYE!... KAHROLSUN EMPERYALİZM VE ONUN YERLİ İŞBİRLİKÇİLERİ

K@RŞIT AHKAM

.::TÜRKLER GİBİ EĞLENMEK::.
.::KIRKÜÇ YILDIR SORULMAYAN SORU::.
.::TEMEL' İN BEYİN CERRAHİ İHTİSASI::.
.::MAYINLI ARAZİ VE YAYILMACILARIN EN BÜYÜK PLANI::.
.::TOPRAĞINA SAHİP ÇIK!::.
.::GİZLİ::.
.::19 MAYIS::.
.::SS2 SÜRECİ::.
.::TUNCAY ÖZKAN NE YAPTI, NASIL YAPTI, NİÇİN YAPTI?::.
.::ALDAT(IL)MIŞLAR::.
.::DENİZ GEZMİŞ' İN ÖLÜMSÜZ SAVUNMASI::.
.::BU MİLLET SİZİNLE GURUR DUYUYOR::.
.::BIRAK AİLELERE AKIL VERMEYİ SAYIN CERRAH İŞİNİ YAP::.
.::AMERİKAN İRADESİ::.
.::KUŞATMA::.
.::PROF. DR TÜRKAN SAYLAN' A VAKİTİN İĞRENÇ SALDIRISI::.
.::İADD BASIN AÇIKLAMASI ERGENEKON 12.DALGA::.
.::TÜRKAN SAYLAN DARBECİNİN KRALIDIR::.
.::TOPLAŞMA::.
.::ASKERİN DURUŞU::.
.::KETE::.
.::ATATÜRK SENİ ÇOK FAZLA ÖZLEDİM::.
.::MEHMETÇİK VE CONİ ARASINDAKİ FARK::.
.::DÖNEKLERE KISSADAN HİSSELER::.
.::SARI GELİN::.

ÖNERİLERİMİZ

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
.::BURGAZADA::.
.::TDK SÖZLÜK::.
.::EKŞİ SÖZLÜK::.
:..VİKİPEDİA::.
.::BÜYÜK KEYİF::.
.::OTOMATİK PORTAKAL::.
.::ARABAYA MESAJ::.
.::PİLLİ COM::.
.::HAFİF.ORG::.
.::CHP RESMİ SİTES::.
.::KARDEŞ TÜRKÜLER::.
.::TEMİZ EKRAN::.
.::ÖZEL OKULLAR::.
.::BLOG TOPLİST::.
.::SANAL POLİS::.
.::AÇIK RADYO::.
.::SAVAŞ KARŞITLARI::.
.::LOZAN MÜBADİLLERİ DERNEĞİ::.
.::GAYKEDİ::.
.::ÇİNGENEYİZ::.
.::TÜRKİYELİ ÇİNGENELER::.
.::İTİRAFÇI KADIN::.
.::BOYNUZ ORG::.
.::AZBUZKARŞITTEZ::.
.::TAMER KÖLE::.
.::ADALAR POSTASI::.
:::KARŞITTEZ BLOKSPOT::.
.::EYLÜL ECE::.
.::lilith000::.
.::OTOMATİKPORTAKAL::.
.::TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ::.
.::MÜZİK KUTUSU::.
.::HANZALA::.
.::AYKIRI HABER::.
.::VARDARIN ÜSTÜNDE::.
.::FOLKLOR::.
.::SULUKULE ROMAN ORKESTRASI::.
.::CADI::.
.::SULUKULE GÜNLÜĞÜ::.
.::ANITKABİR ÖZEL DEFTERİ::.
.::SUFİZİM VE İNSAN::.
.::ECE DORSAY::.
.::İSTANBUL RUM AZINLIĞI::.

Kategoriler

  • BELGESEL
  • VİDEO
  • KANKALAR

    sokaklarda
    shEdaR
    gulser
    ercansen
    stuff
    alsah
    oykum
    regno
    cimbomgalatasaray
    yesilim
    AlsahBloklariIndexi
    sukretmiyoruz
    ilke94
    gazikemal
    cumhuriyethalkpartisi
    radyorap
    devrimcleriz
    beyazleke
    kadoboy
    geyikfm09
    blogcudestek
    ebrucuk
    msnweb
    dogruadres
    18altigenclik
    nanick
    mandalina
    inonu2004
    aylin2
    ahmetdursun374
    Hasan37
    paratoner
    makarnachi
    yeniLerdenim
    UmitZeynep
    sisendika
    reef
    nihatgenc
    Kleopatra81
    secimim
    sevdasiirleri
    baymidye
    saraykoy
    sedanur
    pinarhisar
    frekans
    nurtenaltinok
    guzelyer
    kokopelli
    djazemimm87
    alevidostlar
    berrinsulari
    gercekyasamdan
    kaprisss
    adali1983
    ceydaceyda
    webci18
    topon
    ufuk2008
    dilsizmutercim
    passions00
    ozgedir
    sudemle3
    turkiyegercekleri
    horseracing
    SerkanEngin
    cumali245
    ser6971
    folklor55

    Ziyaretçi Defteri

     

    -------ÇARESİZSENİZ ÇARE SİZSİNİZ-------

    "KURAN-I KERİM, İSLMİYETTE BÖLÜCÜLÜĞE, TEFRİKAYA, MEZHEPÇİLİĞE, TARİKATLARA ASLA İZİN VERMİYOR. İŞTE O AYETLER: YUNUS SURESİ 4CÜ AYET, ZUMME2-3, RAD14, ARAF 2-3BAKARA 2, ENAM 70-159, ALİ İMRAN105-109, RUM12, FURKAN 68, MAUNA 9... --- K@RŞITTEZ --- SİTEMİZDEN "ERNESTO CHE GUEVARA" VE "KÖY ENSTİTÜLERİ" BELGESELLERİNİ İZLİYEBİLİRSİNİZ..."

    -------KARŞITTEZ-------

    HTMLKODLER

    Google Gruplar
    ANTİGONE-BURGAZADA
    Bu grubu ziyaret et
    нєя нαккı ѕαкℓı∂ı® |l|lllll|lll||ll||lll ²¹°¹³²¹³ °¹²¹³¹³ Copyright © 2009