18/11/2008 - .::EMPERYALİZM, TÜRKİYE VE İRAN VE RECEP TAYYİP::.
Hafta sonunda Washington' da Türkiye' nin de katıldığı G- 20 zirvesi yapıldı. Amerikan kaynaklı Global Mali Kriz' e karşı neler yapılabileceği tartışıldı. Öncelikle halklarının ve ülkelerinin refahını arttırmak çabasında olan liderler; ABD ne öfke de duysalar, şu kararlarda birleştiler. - Global Krize karşı ortak hareket edilmelidir. - Dünya Bankası ve IMF de reform yapılmalıdır. - Altın Standardı yani Bretton Woods Anlaşması benzeri mevcut sistem alternatifi düzenlemeleri yapmak mümkün görülmemektedir. Ve Bush zirveyi şöyle kapattı. " Serbest Pazar Ekonomisi dışında kesin çözüm yoktur! "
Aynı tarihlerde bir açıklama İran' dan geldi. Dış Gelirinin % 80 i petrolden olan İran, petrol satışlarını uzun bir süredir Euro karşılığında yapmaktaydı ki - mevcut 120 Milyar Dolarlık rezervini de Altın ile değiştirmişti. Açıklama, " Açık Pazar " ekonomileri karşısında ayak direyen bir " Kapalı Pazar " ekonomisi ülkesi İran' ın yinelediği bir başka başkaldırıydı. Üstelik Amerikan ruhuna egemen olmuş Siyonist İsrail' in dibinde. Evrensel Serbest Pazar Siyasetinin son sekiz yılında dünyadan yalıtarak hedef tahtasına koyduğu İran. Her geçen günün büyüttüğü korkunun yarattığı terminatör İran! Güçlü bir tarih, derin devlet tecrübesi, kendine mahsus inanç ve toplumsal doku.
Bush Dönemi ya da AKP sinin iktidarı sürecinde Türkiye, bir bütün olarak ve ivmesi devamlı artmak kaydıyla ABD merkezli emperyalizme teslimiyet yolunu seçmiş bulunmaktadır. Türkiye' nin de çok güçlü bir tarihi, derin devlet tecrübesi yanında hiç bir ülkeye nasip olmayan " emperyalizm karşı " kazanılmış Bağımsızlık Ruhu vardır. Buna rağmen Emperyalizm ve AKP İktidarı ülkeyi tarumar edebilmiştir. Bugün ülkede yaşanan rekabetin özü, kimin ABD nin esas hizmetkarı olacağı kavgasıdır. Emperyalizm ve AKP İktidarının oluşturduğu iklim, Türkiye' nin ulus devleti çatısı dahil bütün alt yapıları tartışmalı hale getirmiştir. Ulus Devleti tartıştırarak, Orta- Doğu' da Büyük Yahudi Kürdistan' ının oluşumuyla Emperyalizm yandaşlığını yapıyorlar. Milli İrade, Milli Egemenlik tartışmalarıyla Türkiye Cumhuriyetinin Laik ve Sosyal Hukuk Devleti özelliklerini kaldırmayı planlıyorlar. Böylece Türkiyenin aydınlanmacı ve çağdaş yapısının yok edilerek halkının, hem de din kullanılarak emperyalizme ilişiklendirilmesine hizmet ediyorlar. Bu politika üzerinden tüm İslam Alemine örnek ve önder olmayı hedefliyorlar. Diyanet İşleri Başkanına sanki Papa imiş gibi sürekli üniforma giydiriyorlar. Alevileri, Diyanetin uygulamalarıyla azınlık haline getiriyorlar. Mezhep ayrılığının bizzat tarafı olup Türkiye' nin sosyal yapısını bozuyorlar. Binbir güçlük ve fedakarlıkla oluşturulan Türkiye Sermayesine iki ayrı misyonu oluşturacak politikalar üreterek kopartılan rekabette , Türk Halkının ekonomik sömürüsüne neden oluyorlar. Bu politikaların adamlarıyla Devleti ele geçiriyorlar, Eğitim, Hukuk ve Savunma reflekslerini zayıflatıyorlar. Bölerek yönetiyorlar. Ve Emperyalizm ; Türkiye Ulusunu tehdit ediyor.
G- 20 ler zirvesi tüm ülkelerin tepkisine rağmen Bush' un önerdiği " Başka yol yok' " formülüyle kapandı. Herşeye rağmen şimdi dünya çapında bir ekonomik değişimin olabileceği fırsatlar da mümkün. Ülkelerin bu yönde arayış içinde olmaları doğal. İran belki de bunun önderliğini yapıyor. Varlıklarını altına döndürüyor. İran, Amerikan menşeli krizin boyutlarını büyüterek, diğer ülkelerin emperyalizme tepki vermesini mi istiyor?
Türk Halkı, Emperyalizme öfke duyuyoruz. Yetersiz kalifikasyonu ve karizmasıyla kendini Emperyalizmin görevlisi olarak lanse edip deşifre olan Başbakan Tayyip Erdoğan' ın her ifadesi ya da her uygulaması, Türk Halkının artık birbirinden ayrılmış çıkar odakları tarafından , bugün biri yarın diğeri olmak üzere dehşetle izleniyor. Tayyip Erdoğan, Türkiye' yi yönetemiyor. Türkiye' ye kaldırılması mümkün olmayan bir ağırlık veriyor. Bu ağırlık sadece Türkiye' ye değil aynı zamanda Emperyalist Amerika' ya da ağır gelmelidir.
O bunu biliyor ve hissediyor. Zamanı her gün lehinde kullanarak Emperyalizme şimdilik oyalayarak karşı duran İran' ın karşısına; Amerika' nın Türkiye' den başka koyacak alternatifi olmadığını kestiriyor. Biliyor ki , Amerika; İran' a karşı Türkiye kalesini çekerek " Şah " demeyi düşünüyor. Kürt politikasındaki gel-gitinin nedeni bu. İran' a karşı şimdilik arabulucu olmak talebinin nedeni de bu. Peki ya sonra? Ters yüz olup birden IMF' ye yeşil ışık yakması ve sermayenin diğer kısmına da göz kırpması bu yüzden. Onun için şimdi Obama ' ya selam çakıyor. " Politikanızın devamı ve BOP un eşbaşkanı benim " naniği yapıyor. Kemiklerimiz birbirine geçiyor.
Ülkemizde Emperyalizmin etkisinin göreceli azaltılabilmesinin ve sonra belki bir evrensel çıkışta yer alarak emperyalizmin karşısında Ulus olarak durabilmenin , iki fırsatı çıkmış görülüyor. İran ve Tayyip Erdoğan' ın bizzat kendisi. İran geliyor. Tayyip Erdoğan sevilmiyor ve güvenilmiyor. Global Krizin sahibi Amerika' nın ve yeni Başkanı Obama' nın, Emperyalist Hedefleri ve halklar adına göze alamayacağı iki unsur bunlardır. İran ve Recep Tayyip. Mahalli Seçimi bekliyoruz.